Hürmüz Boğazı ile Babülmendep’te gemi trafiği aynı gün sert biçimde çöktü. Normalde Hürmüz’den 130-140 gemi geçerken sayı 2’ye, Babülmendep’te ise 20’den 1’e indi. Tanker saldırısı iddiaları enerji ve navlun riskini büyüttü.

Küresel enerji ve mal ticaretinin en kritik iki geçiş noktasında gemi hareketliliği aynı anda durma noktasına geldi. Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’in güney kapısı Babülmendep’te izlenebilen toplam geçiş sayısı yalnızca üç gemiye düştü. Düşüş, Orta Doğu’daki güvenlik riskinin tek bir boğazla sınırlı kalmadığını gösterdi; Körfez petrolünün hem Asya’ya hem de Avrupa’ya taşındığı güzergahlar üzerindeki baskı arttı.

Hürmüz’de 140 gemilik hatta 2 geçiş

Kpler’in gemi takip verilerine göre çarşamba günü Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca iki gemi geçti. Bunlardan biri Panama bayraklı ve kömür yüklü bir kuru yük gemisi olarak boğaza girerken, Marshall Adaları bayraklı başka bir ticari gemi boğazdan çıktı. Bir gün önce sekiz geminin kullandığı hattaki geçiş sayısı böylece dörtte bire indi. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce Hürmüz Boğazı’nı günde yaklaşık 130 ila 140 gemi kullanıyordu. Son veri, normal dönemdeki hareketliliğin yaklaşık yüzde 98’inin ortadan kalktığını gösteriyor. Basra Körfezi’ndeki petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz ve diğer emtia yüklerinin dünya pazarlarına çıkışında kullanılan boğazdaki daralma, özellikle Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sevkiyat seçeneklerini sınırlıyor.

Babülmendep’ten yalnızca bir gemi geçti

Trafikteki ikinci sert düşüş Babülmendep Boğazı’nda yaşandı. Bir gün önce 20 ticari geminin kullandığı boğazdan çarşamba günü yalnızca Bahamalar bayraklı bir kuru yük gemisi geçti. Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlıyor ve Süveyş Kanalı üzerinden Asya ile Avrupa arasındaki en kısa deniz güzergahının güney girişini oluşturuyor. Hattın güvenli biçimde kullanılamaması, gemileri Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yöneltebiliyor. Bu güzergah yolculuk süresini uzatırken yakıt, personel, navlun ve sigorta giderlerinin yükselmesine neden oluyor. Hürmüz ve Babülmendep’in aynı anda baskı altında kalması, Körfez ülkelerinin bir rotadaki kaybı diğer koridor üzerinden telafi etme imkanını da azaltıyor.

Husilerden iki tankere saldırı iddiası

Gemi trafiğindeki düşüş, Yemen’deki İran destekli Husilerin iki Suudi petrol tankerini hedef aldıklarını açıklamasının ardından geldi. Husiler, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı açıklarında seyreden bir petrol tankerine füze saldırısı düzenlediklerini ileri sürdü; grup, ikinci bir Suudi tankerini de Aden Körfezi’nde hedef aldığını açıkladı. Suudi Arabistan iki saldırı iddiasını da doğrulamadı. Gemilerde hasar, yangın, petrol sızıntısı veya can kaybı yaşandığına ilişkin bağımsız bir açıklama yapılmadı. Saldırıların doğrulanmamış olması güvenlik riskini tamamen ortadan kaldırmıyor; gemi sahipleri ve sigorta şirketleri yalnızca gerçekleşen saldırıları değil, tehdit seviyesini ve mürettebat güvenliğini de rota kararlarında dikkate alıyor.

Körfez petrolü savaş öncesinin yüzde 40 altında

Bölgedeki daralma petrol sevkiyatlarına daha önce de yansıdı. Körfez ülkelerinin ham petrol ve kondensat ihracatı temmuz ayında günlük ortalama 10,7 milyon varil seviyesinde kaldı. Bu miktar, savaş öncesindeki ihracat düzeyinin yaklaşık yüzde 40 altında bulunuyor. Irak’ın sevkiyatındaki artış temmuz ayındaki toplam ihracatı desteklese de Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin satışları geriledi. Suudi Arabistan’ın Hürmüz’e alternatif olarak kullandığı doğu-batı petrol boru hattı, ham petrolü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor; ancak Babülmendep’teki güvenlik tehdidi bu alternatif hattın özellikle Asya yönündeki kullanımını zorlaştırıyor.

Navlun ve sigorta faturası büyüyebilir

İki boğazdaki eş zamanlı daralma, petrol fiyatından önce taşıma maliyetleri üzerinde etkisini gösterebilir. Yüksek riskli bölgelerde faaliyet gösteren gemiler için savaş sigortası primleri artarken armatörler ek güvenlik ücreti talep edebiliyor. Gemilerin rotasını uzatması, aynı yükün teslimi için daha fazla tanker kullanılmasını da gerektiriyor. Bu durum yalnızca petrol ve doğal gazı etkilemiyor; konteyner, kuru yük, kimyasal ürün ve yakıt taşıyan gemilerin de daha uzun güzergahlara yönelmesi, küresel tedarik zincirindeki teslim sürelerini uzatabilir. Türkiye açısından gelişmenin doğrudan etkisi petrol ve doğal gaz maliyetleri, navlun fiyatları ve Avrupa-Asya ticaretindeki teslim süreleri üzerinden görülebilir; riskin kalıcı hale gelmesi ithalatçı ve ihracatçı şirketlerin lojistik giderlerini artırabilir.

Petrol piyasasında diplomasi dengesi

Gemi trafiğindeki sert düşüşe rağmen petrol fiyatlarının gerilemesi, piyasada güvenlik riski ile diplomasi beklentisinin aynı anda fiyatlandığını gösterdi. İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemiler için bir deniz rotasının koordinatları konusunda uzlaşmaya varıldığı açıklandı; görüşmelerin boğazın yeniden açılmasına yönelik beklentileri güçlendirdiği bildirildi. Bu gelişmenin ardından Brent petrolün varil fiyatı 79,12 dolara, ABD tipi ham petrolün fiyatı ise 74,80 dolara geriledi.

Piyasanın bundan sonraki yönünü yalnızca diplomatik açıklamalar değil, boğazlardan fiilen geçen gemi sayısı belirleyecek. Hürmüz ve Babülmendep’te geçişlerin artmaması halinde enerji arzı, navlun ve sigorta maliyetlerine yönelik baskının sürmesi bekleniyor.

Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar

Giriş yap

Kayıt ol

Şifre sıfırla

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin, e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmanızı sağlayacak bir bağlantı alacaksınız.