ABD’nin Venezuela’nın dev petrol rezervlerine yönelik hamlesinin ardından gözler bu kez ülkenin yeraltı zenginliklerine çevrildi. Washington yönetimi, altın başta olmak üzere stratejik önemi giderek artan madenlere Amerikan şirketlerinin erişimini genişletmek için yeni seçenekler üzerinde çalışıyor.
Plan yalnızca değerli metalleri kapsamıyor. Venezuela’da varlığı tespit edilen bakır, nikel, koltan, uranyum ve tungsten gibi savunma sanayisi, enerji teknolojileri ve elektronik üretiminde kullanılan kritik madenler de ABD’nin radarında bulunuyor.
ABD yönetiminin Venezuela madencilik sektöründeki Amerikan varlığını artırmak için bir dizi seçeneği değerlendirdiği belirtiliyor. Bunlar arasında kritik minerallere odaklanan yeni düzenlemeler bulunurken, yönetim yetkilileri şirketlerle de görüşerek Venezuela’ya yatırım konusundaki ilgiyi ölçüyor. Beyaz Saray cephesinde ise mevcut yasaların yatırımlar için yeterli bir çerçeve sağladığı ve şu aşamada yeni bir başkanlık kararnamesine ihtiyaç bulunmadığı görüşü dile getiriliyor. Buna rağmen Washington’ın petrolün ardından madenciliği de Venezuela ile ekonomik ilişkilerin ikinci büyük ayağı haline getirmek istediği görülüyor.
Hamle, ABD’nin Latin Amerika’da Çin’in ekonomik etkisini sınırlama politikasının da bir parçası. Venezuela’nın petrolünün yanı sıra kritik madenlerinin Batılı şirketlerin erişimine açılması, Washington açısından yalnızca ticari değil aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriliyor.
ABD yönetimi aslında Venezuela’nın maden sektörüne girişin hukuki zeminini aylardır hazırlıyor. Mart ayında Venezuela menşeli altınla ilgili belirli işlemlere izin verilirken devlet kontrolündeki altın şirketi Minerven’le bağlantılı bazı faaliyetlerin önü açılmıştı. Daha sonra kapsam Venezuela menşeli diğer mineralleri de içine alacak şekilde genişletildi. 2 Eylül’de yapılan son düzenlemelerle altın ve kömür dahil maden işlemleri, madencilik faaliyetlerine mal ve hizmet sağlanması ile gelecekteki yatırımlara ilişkin sözleşme görüşmeleri için izin çerçevesi yeniden güncellendi.
Venezuela’nın petrol rezervlerinin büyüklüğü iyi bilinirken yeraltındaki maden servetinin gerçek ekonomik değeri konusunda ciddi belirsizlik bulunuyor. Ülkedeki jeolojik çalışmaların önemli bölümünün eski olması ve bazı bölgelerde yasa dışı madenciliğin yaygınlaşması, yatırımcıların önündeki en büyük risklerden biri. Venezuela hükümetinin 2018 tarihli raporunda ülkede 644 ton altın kaynağı bulunduğu tahmin edilmişti. Aynı çalışmada 14,68 milyar ton demir cevheri, 321,5 milyon ton boksit ve yaklaşık 408 bin ton nikelden söz edildi.
Madencilik yatırımlarının önündeki diğer büyük engel ise güvenlik. Guyana ve Brezilya sınırlarına yakın geniş Orinoco Madencilik Kuşağı’ndaki bazı altın sahalarının yasa dışı grupların etkisinde olduğu belirtiliyor. Ülkede altyapının eski olması da büyük ölçekli madencilik yatırımlarının maliyetini artırabilecek unsurlar arasında bulunuyor. Caracas yönetimi yabancı yatırımcıyı çekmek için madencilik mevzuatında değişikliğe gitti; Nisan ayında kabul edilen yasaya göre maden yataklarının mülkiyeti devlette kalırken, üretimin brüt değerinin yüzde 13’üne kadar ulaşabilecek bir imtiyaz payı uygulanabilecek.
Washington’ın maden hamlesi, Venezuela petrolü konusunda son haftalarda atılan adımların hemen ardından geldi. ABD yönetimi geçen hafta 65 milyar varilden fazla kanıtlanmış petrol rezervi üzerinde büyük ölçekte kontrol sağlayacak bir anlaşma açıkladı. Şimdi aynı modelin maden sektörüne ne ölçüde taşınabileceği izleniyor. Altın ve kritik minerallerin Amerikan şirketlerine daha fazla açılması halinde Venezuela, ABD’nin hem enerji hem de stratejik hammadde tedarik zincirinde önemli bir konuma gelebilir. Ancak asıl belirleyici nokta, Venezuela’nın tahmin edilen maden servetinin ne kadarının ekonomik olarak çıkarılabilir olduğunun ortaya çıkması olacak.
Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments