Yapay zekâ için kurulan yeni veri merkezleri ve geliştirilen daha güçlü çipler, teknoloji sektörünün görünmeyen bir girdisini gündeme taşıdı. PFAS adı verilen kalıcı kimyasalların üretimi, artan talebe paralel olarak yeniden hız kazanıyor. Ancak bu maddelerin yalnızca üretimde sağladığı avantaj yok: Karbon ve flor atomları arasındaki son derece güçlü bağ nedeniyle doğada kolay parçalanmayan PFAS, suya ve toprağa karıştığında çevrede çok uzun süre kalabiliyor.
En büyük üreticiler kapasite artırıyor
İsveç merkezli kimyasal güvenlik kuruluşu ChemSec’in güncel araştırması, dünyanın en büyük PFAS üreticilerinin büyük bölümünün kapasite artırmaya hazırlandığını ortaya koydu. Yeni yatırımlar Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’daki üretim tesislerine yayılıyor. Bu büyümenin arkasındaki üç talep alanından biri yapay zekâ ve veri merkezi altyapısı. Diğer iki alan ise yarı iletken üretimi ile elektrikli araçlardan telefonlara kadar kullanılan lityum iyon bataryalar.
Japonya merkezli Daikin’in yarı iletken talebine yanıt vermek için floropolimer kapasitesini önemli ölçüde artırmaya hazırlanması bu eğilimin örneklerinden biri. ABD merkezli Chemours ve Fransa merkezli Arkema da veri merkezi soğutması ve yeni nesil teknoloji uygulamalarıyla bağlantılı üretim yatırımlarını büyüten şirketler arasında bulunuyor.
Çip üretiminde yüzlerce işlemde kullanılıyor
PFAS kimyasallarının yapay zekâ ile bağlantısının en kritik noktası çip fabrikaları. Bu maddelerin ısıya, suya ve aşındırıcı kimyasallara karşı yüksek dayanıklılığı, son derece hassas yarı iletken üretim süreçlerinde kullanılmalarını sağlıyor. Gelişmiş mikroçiplerin üretimi yüzlerce farklı kimyasal işlem gerektirirken PFAS türleri kaplama, yalıtım, kimyasal direnç ve hassas yüzey işlemleri için devreye giriyor. Bazı sektör analizleri, bu maddelerin gelişmiş çip üretiminde bin kadar farklı işlem adımında doğrudan veya dolaylı rol oynayabildiğine dikkat çekiyor. Yapay zekâ modellerinin daha fazla hesaplama gücü istemesi, en gelişmiş çiplere yönelik talebi artırarak kimya sektöründe ayrı bir yatırım dalgası yaratıyor.
Veri merkezi soğutması talebi büyütüyor
PFAS talebinin yükseldiği ikinci alan veri merkezleri. Geleneksel hava soğutma sistemleri, çok yüksek işlem gücüne sahip yapay zekâ sunucularının oluşturduğu ısıyı uzaklaştırmakta giderek daha fazla enerji harcıyor. Bu nedenle sektör, sıvı soğutma ve sunucuların doğrudan özel sıvılara daldırıldığı sistemlere yöneliyor. İki fazlı daldırmalı soğutma olarak bilinen bazı uygulamalarda düşük kaynama noktasına sahip florlu sıvılar kullanılıyor. Su ve enerji tüketimini azaltma potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kullanılan maddelerin çevrede kalıcılığı nedeniyle yapay zekânın bilançosuna yeni bir çevresel risk başlığı ekliyor.
Doğaya karıştığında temizlemek çok zor
PFAS grubunu sanayide bu kadar kullanışlı kılan kimyasal özellik, aynı zamanda temel sorunu oluşturuyor. Güçlü karbon-flor bağı sayesinde yüksek sıcaklıklara ve aşınmaya dayanan maddeler, çevreye karıştıktan sonra kolay parçalanmıyor. PFAS kirliliği yeraltı sularında, yüzey sularında ve toprakta tespit edilebiliyor. Kirlenen alanların temizlenmesi teknik olarak son derece zor ve yüksek maliyetli olduğu için üretim arttıkça gelecekte karşılaşılabilecek çevresel yük de büyüyor. PFAS çok geniş bir kimyasal grubu oluşturuyor ve bütün türleri aynı sağlık riskini taşımıyor; bununla birlikte bazı türler kanser, karaciğer ve böbrek sorunları, yüksek kolesterol ve üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerle ilişkilendiriliyor.
Yapay zekânın bilançosunda yeni risk
PFAS meselesinin teknoloji şirketleri açısından yalnızca çevre tartışması olarak kalmayabileceğine yönelik uyarılar artıyor. Kimyasal kirliliğin temizlenmesi, dava ve tazminat süreçleri gelecekte şirketlerin karşısına önemli mali yükümlülükler çıkarabilir. Finans sektörü analizlerinde PFAS kaynaklı temizlik ve hukuki sorumlulukların milyarlarca euroluk riske dönüşebileceği değerlendiriliyor. ABD’de bazı kimya üreticileri geçmiş PFAS kirliliği nedeniyle şimdiden milyarlarca doları bulan dava ve uzlaşma maliyetleriyle karşılaştı.
Sektörün bir bölümü ise farklı yönde hareket ediyor. BASF, belirli PFAS ürünlerinden 2028’e kadar çıkmayı planlarken bazı üreticiler PFAS içermeyen alternatiflere yatırım yapıyor. Avrupa’da da PFAS üretimi ve kullanımına yönelik kapsamlı sınırlamalar üzerinde çalışılıyor. Yapay zekâ yatırımları bir tarafta bu kimyasallara yeni talep yaratırken, diğer tarafta çevre düzenlemeleri aynı üretimi sınırlamaya hazırlanıyor. Teknoloji yarışının bir sonraki maliyet tartışması, bu iki eğilimin nerede buluşacağına bağlı olacak.
Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments