TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, imalat sanayinin mevcut durumunu ve Türkiye’nin gelecek sanayi stratejisini DÜNYA’ya değerlendirdi. MÜSİAD, İSO, İTO ve ASO gibi iş dünyası kuruluşlarının gündemde tuttuğu “sanayisizleşme” tartışmasına katılan Diren, “Net, uzun vadeli, somut hedefli ve çok sıkı takip edilen yeni bir sanayi stratejisi oluşturmamız gerekiyor” dedi.
Diren, sanayi stratejilerinin en az 10-15 yıllık dönemleri kapsaması gerektiğini vurgulayarak “Bir ağaç diktiğinizde meyve vermesi, gölge yapması en az 5-6 seneyi buluyor” ifadesini kullandı.
Sanayiyi zayıflatan üç etken
İmalat sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 16’nın altına gerilediğine dikkat çeken Diren, sanayi büyümesinin son üç yıldır yüzde 2-2,5 bandını aşamadığını, bunun azımsanmayacak bir kısmının da savunma sanayisi katkısından geldiğini belirtti. Zayıflığın nedenlerini üç başlıkta topladı: hızla dönüşen küresel ekonomide rekabeti zorlaştıran Çin faktörü ve teknolojik dönüşüme uyum sorunu, en önemli ihracat pazarı olan Avrupa’da talebin düşük seyri, içeride süren enflasyonla mücadelede sanayi politikaları ve reform bacağının geride kalması.
“Net ihracatçı sektörler korunmalı”
Diren’e göre yeni stratejide lokomotif ve net ihracatçı sektörler dikkate alınmalı, desteklerin nasıl konumlanacağı netleştirilmeli, kamu ile özel sektör aynı orta ve uzun vadeli hedeflerde hizalanmalı. Dezenflasyon programı korunurken üretim, ihracat ve dönüşüm yatırımları için seçici, hedefli ve şeffaf finansman sağlanması gerektiğini söyleyen Diren, “Önce sanayi nefes alacak, ardından yapısal dönüşüm adımları gelecek” değerlendirmesini yaptı ve yapısal dönüşümde gecikildiğini belirtti.
Vergide adalet ve gıda enflasyonu
Yüksek enflasyonun gelir dağılımını bozduğunu, ekonominin büyüdüğü ancak refahın tabana yayılamadığını ifade eden Diren, enflasyon düşmeden adil bir gelir dağılımına ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi. Dolaylı vergilerin ağırlığının azaltılması, gelir vergisi dilimlerinin enflasyon ve ücret artışlarına göre düzenlenmesi ve kayıt dışılıkla mücadele önerilerini sıraladı. Gıda pahalılığında ise tarım ve tarıma dayalı sanayinin birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti; piyasa yapısı ve örgütlenme, katma değer ile dijital tarım, iklim değişikliği altında tarımsal arzın sürdürülebilirliği, tarım ve gıda lojistiği, tarımsal destek ve teşvikler olmak üzere beş başlıkta yapısal reform planı çağrısı yaptı.
Küreselleşme maliyetten güvene kaydı
ABD-Çin teknoloji yarışı ve bloklaşma sorularını da yanıtlayan Diren, tam bir kopuş yerine “kontrollü katmanlı bir ayrışma” yaşandığını, küreselleşmenin maliyet odaklı yapılanmasının yerini güvene dayalı iş birliklerine bıraktığını ifade etti. Türkiye’nin ABD ve AB ile stratejik iş birliklerini sürdürürken Çin ile ticari ve ekonomik bağlarını koruduğunu hatırlatan Diren, bu alanda da kamu rehberliğinde uzun vadeli stratejilere ihtiyaç olduğunu söyledi. Yeşil dönüşümü de değerlendiren Diren, “İklim krizi ertelenebilir bir gündem değil” dedi; yeşil dönüşümün çevresel hedefin yanında doğrudan pazar erişimi, finansman ve rekabetçilik meselesi olduğunu vurguladı.
İmalat sanayinin milli gelirdeki payı ve ihracat siparişlerindeki seyir, üretiminin önemli bölümünü sanayiye borçlu olan Gebze ve Kocaeli ekonomisi için de yakından takip edilen başlıklar arasında. İş dünyası, yeni sanayi stratejisi ve destek mekanizmalarına ilişkin atılacak adımları bekliyor.
Yazar: Giray Topçular / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments