Orta Doğu’da yeniden yükselen tansiyonla birlikte petrol fiyatlarının 90 doların üzerine çıkması, küresel piyasalarda enflasyon hesaplarını yeniden değiştirdi. Yatırımcıların uzun vadeli borçlanma araçlarından çıkışı hızlanırken, dünyanın büyük ekonomilerinde tahvil faizleri yıllardır görülmeyen seviyelere tırmandı.

Satış dalgasının en dikkat çekici etkisi ABD tahvillerinde yaşandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,75 ile Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyelerine yaklaşırken, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34’e çıkarak 2007’den bu yana görülen en yüksek seviyeyi kaydetti. Faizler daha sonra bir miktar gerilese de 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,69, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,27 civarında dengelendi.

Yüksek tahvil faizleri yalnızca finansal piyasaları ilgilendirmiyor. Devletin borçlanma maliyetindeki artış, şirket ve tüketici kredilerine de yansıyabileceği için ABD ekonomisi açısından daha geniş bir baskı yaratıyor. Yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçe açığına ilişkin kaygılar da bu tabloyu ağırlaştırıyor.

Satış dalgası Avrupa ve Japonya’ya da yayıldı. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,27 ile 2011’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Fransa’da 30 yıllık tahvil faizi yüzde 4,91’e ulaşarak 2008’den bu yana zirveyi görürken, ülkenin gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki mali görünümü de yakından izleniyor. Japonya’da ise 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,95 ile 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Buradaki yükselişte, enflasyonun hızlanmasıyla Japonya Merkez Bankasının eylül ayı kadar erken bir tarihte faiz artırabileceği beklentileri etkili oluyor.

KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişin enflasyon ve mali baskıların birleşiminden kaynaklandığını belirtti. Waterer’a göre yüksek petrol fiyatları, uzun vadeli enflasyon beklentileri ve yoğun devlet tahvili ihraçları yatırımcıların daha yüksek getiri istemesine neden oluyor. Pepperstone Piyasa Stratejisti Ahmad Assiri de yükselen faizlerin verdiği mesajın net olduğuna işaret ederek kamu borçlanmasının giderek daha pahalı hale geldiğini vurguladı. Assiri, ABD’nin yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçe açığının yanı sıra Japonya, Birleşik Krallık ve Çin’in uzun vadeli ABD tahvillerindeki pozisyonlarını azaltmasının da piyasadaki baskıyı artırdığını ifade etti.

Petrol fiyatlarının 90 doların üzerine çıkmasıyla tahvil piyasasının karşı karşıya olduğu soru da değişmiş durumda. Piyasalar artık yalnızca merkez bankalarının faizleri ne zaman indireceğini değil, enflasyon yeniden güçlenirse para politikasının daha ne kadar sıkı kalacağını da fiyatlıyor. Önümüzdeki dönemde özellikle ABD enflasyon verileri ve merkez bankalarının sözlü yönlendirmeleri, küresel piyasaların yönü açısından belirleyici olacak.

Yazar: Şeyda Karaca / Kaynak: Dünya Gazetesi

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar

Etkinlik

Sessizlikte Diyalog

Sessizlikte Diyalog: *uyarı* Etkinlik başlamadan 15 dakika önce mekanda bulunmanız gerekmektedir, etkinliğe geç kalmanız halinde biletleriniz geçersiz sayılacaktır. Sessiz sedasız

Devamı

Giriş yap

Kayıt ol

Şifre sıfırla

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin, e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmanızı sağlayacak bir bağlantı alacaksınız.