Japonya’nın yenin değer kaybını durdurmak için gerçekleştirdiği dev döviz müdahalesinin faturası rezerv verilerine yansıdı. Ülkenin döviz rezervleri ağustosta 79,6 milyar dolar azalarak tarihinin en sert aylık düşüşünü kaydetti.

Japonya Maliye Bakanlığı verilerine göre rezervler, temmuz sonundaki 1,287 trilyon dolardan ağustos sonunda 1,208 trilyon dolara geriledi. Böylece rezervlerde bir ayda yüzde 6,18’lik kayıp oluştu. Düşüşte, Tokyo yönetiminin yen satın almak için rezervlerinde tuttuğu yabancı varlıkların bir bölümünü kullanması belirleyici oldu. Rezervlerin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan yabancı menkul kıymetlerin önemli bölümü ABD Hazine tahvillerinden oluşuyor.

Tokyo yönetimi, 30 Temmuz ile 26 Ağustos arasındaki dönemde döviz piyasasına toplam 15,4 trilyon yenlik müdahalede bulundu. Yaklaşık 98,7 milyar dolara karşılık gelen operasyon, Japonya’nın tek aylık dönemde gerçekleştirdiği en büyük döviz müdahalesi olarak kayıtlara geçti. Müdahalede dolar satılırken yen satın alındı.

Müdahale öncesinde dolar karşısında 164 seviyesine yaklaşarak yaklaşık 40 yılın en düşük değerlerini gören Japon para birimi, dev operasyonun ardından ağustos başında 155,20 seviyesine kadar geriledi. Yen daha sonra yeniden değer kaybederek 160 seviyesine yaklaşsa da eylül ayının ilk bölümünde dolar karşısında 155-156 bandına toparlandı.

Müdahaleyi önceki operasyonlardan ayıran en önemli gelişme ise ABD’nin de sürece katılması oldu. Operasyonun bir bölümü Washington ile koordineli biçimde gerçekleştirildi; böylece ABD ve Japonya, 2011 yılından bu yana ilk kez döviz piyasasına ortak müdahalede bulunmuş oldu. Bu koordinasyon, yenin hızlı değer kaybının yalnızca Tokyo açısından değil, küresel finansal istikrar açısından da yakından izlendiğini gösterdi.

Rekor müdahale, Japonya’nın rezerv kapasitesinin ne kadar süre kullanılabileceği tartışmasını da başlattı. Müdahalelerin devam etmesi halinde Tokyo’nun rezervlerindeki ABD Hazine tahvillerini daha fazla satmak zorunda kalabileceği endişesi öne çıkıyor. Japonya dünyanın en büyük ABD tahvili sahiplerinden biri konumunda bulunuyor; rezervlerden yapılacak büyük satışlar yalnızca yen piyasasını değil, ABD tahvil faizlerini de etkileyebilecek büyüklükte görülüyor.

Tokyo ve Washington bu riski azaltmak amacıyla Japonya’nın, ABD Merkez Bankası tarafından sağlanan özel dolar likiditesi imkanından yararlanabileceğini hatırlattı. Fed’in 2020 yılında pandemi sırasında oluşturduğu mekanizma, büyük merkez bankalarının ABD Hazine tahvillerini doğrudan satmak zorunda kalmadan dolar likiditesi sağlamasına imkan veriyor. Bu imkan, Tokyo’nun yen üzerindeki baskının yeniden artması durumunda müdahale kapasitesinin tamamen tükenmediğini gösteriyor.

Piyasanın gözü şimdi Japonya Merkez Bankası’nın para politikasına çevrilmiş durumda. Japonya’da faizlerin ABD ve diğer büyük ekonomilere kıyasla düşük kalması, uzun süredir yen üzerindeki temel baskılardan biri olarak görülüyor. Piyasalarda, merkez bankasının 17-18 Eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırabileceği beklentisi güçlenmiş durumda. Faiz artışı gerçekleşirse Tokyo yönetimi kuru yalnızca rezerv harcayarak savunmak yerine para politikasından da destek almaya başlayabilir; aksi durumda yende yeniden sert değer kaybı yaşanması, Japonya’yı yeni ve maliyeti yüksek döviz müdahaleleriyle karşı karşıya bırakabilir.

Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar

Giriş yap

Kayıt ol

Şifre sıfırla

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin, e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmanızı sağlayacak bir bağlantı alacaksınız.