Avrupa’nın en büyük ikinci ekonomisi Fransa, zayıf büyüme ile yüksek kamu borcunun aynı anda baskı oluşturduğu yeni bir döneme girdi. Hükümetin borç faizi ödemeleri bu yıl yaklaşık 65 milyar euroya ulaşacak. Bu, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 25’lik bir artış anlamına geliyor.
Faiz faturası artık yalnızca bütçe dengelerini değil, kamu harcamalarının dağılımını da belirliyor. Borca ödenecek faizin, eğitim ve savunmaya ayrılan yıllık kaynakları aşması bekleniyor.
Faiz faturası bir yılda yüzde 25 büyüyor
Fransa uzun yıllar düşük faiz ortamının avantajıyla yüksek kamu borcunu görece ucuza finanse edebildi. Ancak küresel tahvil faizlerindeki yükseliş, jeopolitik riskler ve yatırımcıların ülkenin bütçe görünümüne ilişkin artan kaygıları bu tabloyu tersine çevirdi. Mevcut borçların daha yüksek faizle yeniden finanse edilmesi, faiz giderini hükümetin en hızlı büyüyen harcama kalemlerinden biri haline getiriyor.
Sorun yalnızca bu yılla sınırlı değil. Yüksek faizlerin kalıcı hale gelmesi durumunda önümüzdeki yıllarda vadesi gelen borçların çevrilmesi bütçe üzerindeki yükü daha da artıracak.
Büyüme beklentisi yüzde 0,5’e indirildi
Borç maliyeti yükselirken ekonominin yeterince hızlı büyüyememesi Fransa’nın ikinci büyük sorunu. Hükümet 2026 büyüme tahminini yüzde 0,5’e çekti; resmi istatistik kurumunun son değerlendirmesi ise büyümenin yüzde 0,4 civarında kalabileceğine işaret ediyor. Yılın ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 0,1 küçülmesi, yılın kalanına ilişkin toparlanma beklentilerini de zayıflattı.
Enerji maliyetlerindeki artış, yaz aylarındaki aşırı sıcakların tarımsal üretime verdiği zarar ve siyasi belirsizlik büyümeyi sınırlıyor. Yalnızca sıcak hava dalgalarının 2026 büyümesinden yaklaşık 0,1 puan götürebileceği hesaplanıyor.
10 yıllık faiz 2008’den beri en yüksek seviyede
Piyasa baskısının en net göstergesi tahvil faizlerinde görülüyor. Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili faizi yaklaşık yüzde 4,45’e çıkarak 2008 küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Daha yüksek faiz, devlet için yeni borçlanmayı da pahalılaştırıyor.
Fransa’nın Alman tahvillerine kıyasla ödediği ek faiz, yatırımcıların ülkenin mali görünümüne yönelik risk algısının arttığını gösteriyor. Risk priminin bazı dönemlerde İtalya ve Yunanistan seviyelerinin üzerine çıkması, yıllarca euro bölgesinin en güvenli borçlanıcılarından biri sayılan ülke için dikkat çekici bir değişim.
Borç 3,5 trilyon euroyu geçti
Fransa’nın kamu borcu yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 3,5 trilyon euroya ulaştı. Borç stokunun milli gelire oranı yüzde 117,6 ile euro bölgesi ortalamasının belirgin biçimde üzerinde. Yüksek borç tek başına yeni bir sorun değil; asıl değişim, bu borcun finansman maliyetinin hızla yükselmesi.
Büyümenin yüzde 0,5 civarında kaldığı, devletin borçlanma faizinin ise yüzde 4’ü aştığı bir ortamda borç yükünü aşağı çekmek giderek zorlaşıyor. Bu nedenle bütçe açığını azaltmak için ya büyümenin hızlanması ya da kamu harcamalarında daha sert önlemler alınması gerekecek.
Bütçe açığı hedefi de tehlikede
Hükümet, bütçe açığını bu yıl milli gelirin yüzde 5’i seviyesine indirmeyi hedefliyordu. Ancak enerji maliyetleri, düşük büyüme ve artan faiz ödemeleri nedeniyle bu hedefe ulaşmak güçleşiyor. Faiz giderindeki her ek artış, hükümetin başka alanlarda kullanabileceği bütçe alanını daraltıyor; bu da sosyal harcamalar, altyapı yatırımları, savunma ve vergi politikaları üzerinde yeni baskı yaratıyor. 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken büyük ölçekli kesinti veya vergi artışlarının siyasi olarak uygulanması da zorlaşıyor.
Avrupa için yeni risk Fransa olabilir
Fransa, Almanya ile birlikte euro bölgesinin ekonomik ve mali sisteminin iki temel taşından biri. Bu nedenle Fransız tahvillerindeki sert hareketler Avrupa tahvil piyasasının tamamına yayılabilecek etkiye sahip. Zayıf büyüme aynı zamanda Avrupa iç talebini de baskılayabilir.
Ülkenin önündeki denklem giderek netleşiyor: Ekonomi yavaş büyürken borç stoku yüksek kalıyor, yüksek borç ise artık çok daha pahalı faizle çevriliyor. Piyasaların izleyeceği kritik göstergeler 10 yıllık tahvil faizinin seyri, bütçe açığı, yeni büyüme verileri ve hükümetin borç yükünü azaltmaya yönelik açıklayacağı önlemler olacak.
Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments