Petrokimya sektöründe küresel dengeler değişirken Petkim, Türkiye’nin yerli üretim kapasitesini artıracak milyarlarca dolarlık yatırım için hazırlıklarını sürdürüyor. Petkim Genel Müdürü ve SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, nihai yatırım kararı verilmesi halinde Petkim’e ve Türkiye’nin yerli üretim altyapısına yaklaşık 5 ila 7 milyar dolar arasında yatırım yapılmasının öngörüldüğünü açıkladı.
Mirzayev, yatırımın yalnızca büyüklüğüyle değil, Türkiye’nin ithalat bağımlılığını azaltma potansiyeliyle de stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin ithalatını 1,5 milyar dolar azaltabilir
Petkim’in uzun vadeli dönüşümünü kapsayan Master Plan’ın hayata geçirilmesi halinde özellikle polietilen üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Mirzayev, yenilenecek Petkim’in Türkiye’nin polietilen ürünlerindeki dışa bağımlılığını yaklaşık 1,5 milyar dolar azaltabileceğini söyledi. Şirket, yatırımla Türkiye’nin polietilen ihtiyacının önemli bir bölümünü yerli üretimle karşılamayı amaçlıyor.
Master Plan kapsamında küresel mühendislik şirketi Technip ile İyi Niyet Anlaşması imzalandı. Planlamaya göre yatırım öncesindeki kritik mühendislik aşamalarından biri olan FEED sürecine ilişkin ticari sözleşmelerin 2026’nın üçüncü çeyreğinde imzalanması hedefleniyor. Bu çalışmalar kapsamında mühendislik tasarımları, teknik değerlendirmeler, ekonomik analizler ve projenin kapsamı ayrıntılı olarak ele alınacak. Nihai yatırım kararına ilişkin değerlendirme ise FEED çalışmalarının tamamlanmasının ardından yapılacak.
Petkim’in geleceği 40-50 yıllık perspektifle planlanıyor
Mirzayev, Avrupa’da petrokimya tesislerinin kapandığı ve birçok şirketin kapasite azalttığı bir dönemde Petkim için uzun vadeli bir strateji izlediklerini söyledi. Petkim’in geleceğini önümüzdeki 40-50 yılı dikkate alarak planladıklarını belirten Mirzayev, daha verimli, esnek, güçlü ve güvenilir bir üretim yapısının hedeflendiğini ifade etti.
Petrokimya sektörü tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor
Mirzayev’e göre küresel petrokimya sektörü önemli bir dönüşümden geçerken aynı zamanda tarihinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya. Dünya genelinde devreye giren yeni üretim kapasiteleri rekabet koşullarını değiştirirken, özellikle Avrupa’da tesislerin kapatılması dikkat çekiyor. Jeopolitik gelişmeler, yüksek enerji maliyetleri ve tedarik zincirlerindeki değişim de sektör üzerindeki baskıyı artırıyor. Mirzayev, yeni dönemde yalnızca üretim kapasitesinin değil; arz güvenliği, verimlilik, entegrasyon ve değişen talebe hızlı uyum sağlayabilmenin rekabette belirleyici hale geldiğini vurguladı.
“Türkiye önemli fırsatlar sunuyor”
Mirzayev, Türkiye’nin değişen küresel petrokimya pazarında önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya’nın kesişim noktasındaki stratejik konumu, güçlü sanayi altyapısı ve büyüyen iç pazarı sayesinde bölgesel bir petrokimya üretim ve tedarik merkezine dönüşme potansiyeli taşıdığını ifade etti. Petrokimya ürünlerindeki yüksek ithalat bağımlılığına dikkat çeken Mirzayev, yerli üretim kapasitesini artıracak yatırımların Türkiye ekonomisi açısından stratejik değer taşıdığını söyledi.
STAR Rafineri ile Petkim arasında kritik entegrasyon
Petkim’in rekabet gücünde STAR Rafineri ile kurulan entegrasyon da önemli rol oynuyor. 61 yıllık Petkim ile ileri teknolojiye sahip STAR Rafineri arasındaki entegre yapı, şirketin açıklamasına göre Türkiye’de bu ölçekteki tek örnek olma özelliğini taşıyor. Bu sistem sayesinde Petkim, temel hammaddesi naftaya STAR Rafineri üzerinden güvenli ve esnek biçimde erişebiliyor. İki tesis arasındaki ara ürün transferleri ise gerektiğinde STAR Rafineri’nin jet yakıtı üretimini maksimum seviyeye çıkarabilmesine imkan sağlıyor.
Petkim 60 farklı ürün üretiyor
Petkim’in yaklaşık 60 farklı ürün türü üreten entegre bir petrokimya şirketi olduğunu belirten Mirzayev, şirketin pazar payının ürün gruplarına göre önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Petkim’in polimer ürünlerindeki pazar payı yaklaşık yüzde 13-15 seviyesinde bulunuyor. AYPE gibi bazı özellikli ürünlerde ise bu oran yüzde 40-45’e kadar çıkıyor. PA, PP ve PVC gibi ürünlerde ise şirketin pazar payı üretim hacminin sınırlı olması nedeniyle yüzde 5-10 arasında değişiyor.
Petkim’in yeni yatırım stratejisinde ise özellikle Türkiye’nin ithalata bağımlı olduğu ve şirketin rekabet avantajı sağlayabileceği ürünlere odaklanılması planlanıyor. Mirzayev, önceliklerinin yalnızca pazar payını büyütmek değil, Türkiye sanayisi açısından stratejik ürünlerde daha güçlü bir yerli üretim kapasitesi oluşturmak olduğunu vurguladı.
Petkim’in yatırım kararına ilişkin süreç, FEED çalışmalarının 2026’nın üçüncü çeyreğinde tamamlanmasıyla netlik kazanacak. Türkiye’nin petrokimyada ithalat bağımlılığını azaltacak bu dev projenin sonuçları, hem Kocaeli bölgesi hem de ülke ekonomisi açısından yakından takip edilecek.
Yazar: Taşkın Su / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments