Gebze.Org Firma Şirket rehberi Logo

Forum'dan..

Masa Başı İşinde Çalışanların Hayatta Kalma Rehberi


1. Genellikle hafif sürünür pozisyonda ofislere girdiğimiz için, masaya ilk önce kafamızı koymak ister gibi yerimize kamburca otururuz.




Aslında yapmak gereken, masaya vardığımızda oturmadan önce, omurgamızı dik ve düzgün bir konuma getirmek, 2-3 kez omuzları geriye doğru çevirmek, ve (eğer arkadan kimse görmüyorsa) 2-3 kez kalçayı sıkıp bırakma hareketi yapmak ve yerimize öyle oturmak.

2. Ama tabii, kazık yutmuş canlılar da değiliz.




Omurgamızın kavisli şekline uygun düşen oturma pozisyonunda, arkamıza yaslanıp belimiz boşa düşmeyecek şekilde destekleyerek oturmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Ara Not:
Kendi başımıza doğru postür duruşunu sağlayamıyorsak, teknoloji bizler için var. Öncelikle artık tabii ki son derece ergonomik ofis sandalyeleri var; bel yastıkları, ve hatta siz duruşunuzu bozduğunuzda titremek suretiyle sizi ikaz eden bel korseleri var.
Kısacık bir Google aramasına bakıyor.


3. Uzmanlara göre, cep telefonuyla ilgilenirken kafayı eğmek yerine kolu baş hizasına kaldırmalıyız.




Omuz ve boyun kaslarını dengeli kullanabilmek, ve ayrıca erken yaşta gıdımızın sarkmasını önleyebilmek açısından önemli, evet; ama komik gözükmek de istemeyiz. Şu durumda vücudu aşağı çekip telefon ve gözün aynı hizada kalmasına yönelik biraz idman yapmamız gerekmekte.

4. Bacak bacak üstüne pozisyonda bacakları belli aralıklarla değiştirmek şart.




Zaten uyuşuyor... Vücudun her iki yarısının diğerine bindirdiği ağırlığı dengede tutmak önemli. Eğer imkan varsa, bacak bacak üstüne atmak yerine, ayak bileğini diğer dizin üzerine koyma pozisyonu daha çok öneriliyor ama her zaman imkan dahilinde olmayabilir; kabul.

5. Ayakta çalışıyorsanız, ağırlığı bele değil bacağa vermeyi öğrenmelisiniz.




Burada kadın okurlara tüyo; kadınlar fiziki yapı kavisi itibariyle vücudu belden ve kalçadan kırarak ayakta durmaya daha yatkındır. Halbuki doğru olan, ağırlığı bu iki bölge yerine iki adet çok daha kuvvetli kısımlar olan bacağa vermek.

6. Klişe gibi gelse de kahvaltı günün en önemli öğünü.




Bunu atlamak, sıklıkla öğle yemeklerinde "abanmak" biçiminde tezahür ediyor. Üstelik de ya öğle yemeğini erken yediğimizden sonra hızlıca acıkıyoruz; ya da geç kalırsak iyice kan şekerimiz düşüyor ve aptallaşıyoruz.

Sabahın erken saatlerinde besin değeri yüksek gıdalar tüketmeniz, tüm günü verimli ve enerjik geçirmeniz için harika bir başlangıç olur halbuki.

7. Uzun saatler bilgisayarın başında öylece oturmamalıyız.




E-mail trafiği, listedeki işler, hiç yoktan çıkan ‘acil’ raporlar derken bir de bakmışız 09.00 - 11.00 olmuş, öyle oturuyoruz. Bu çalışma tarzı maalesef hem duruş bozukluklarına hem de kilo almanıza neden olabiliyor. Gerekirse alarm kurarak, arada ayağa kalktığımızdan, şöyle iki adım atıp geri oturduğumuzdan emin olmalıyız.

8. "Kim uğraşacak" dediğinizi duyar gibiyiz ama,




Arada sırada asansör yerine merdiven kullanmanın enerjiniz üzerindeki etkisi sizi fazlasıyla şaşırtabilir.

9. Gelelim öğle yemeklerine.




Hazır ya da fast food yiyecekleri sıklıkla tüketmek sindirim sistemini  yavaşlatıyor; kilo aldırıyor; uyuşuk mayışık hissettiriyor. 

Her güne imkanınız olmayabilir; ama haftada birkaç gün de olsa evden getirmeye çalışmak; yahut hafif bir şeyler sipariş etmeye çalışmak dahi şahane.

10. Ara öğünleri hep atlıyoruz.




Bu da bizi, öğle ve akşam yemeklerinde sıklıkla ipin ucunu kaçırmaya götürüyor. Yanımızda yöremizde ceviz, fındık, badem, kuru incir, yaban mersini, meyveli yoğurt bulundurmak aslında hiç zor bir şey olmasa da sıklıkla ihmal ediyoruz.

11. Bir diğer illet konu: Toplantılar.




Bitmek bilmeyen sunumlar ve neredeyse yarım gün süren yorucu toplantılara katılmak durumunda kalabilirsiniz. Bu toplantılarda ikram edilen yüksek kalorili, yağlı ve hamurlu yiyecekleri tüketmek yerine, öncesinde biraz vakit ayırıp güzelce atıştırmak çok daha iyi.

12. Su?




E su tabii. 

Kah-ve-siz  ya-şa-ya-ma-yan-lar-dan olabilirsiniz; zaten kimse de içmeyin demiyor; dozunda tüketildiğinde harika bir uyarıcıdır; ama suyu gerçekten ihmal etmememiz gerekiyor.

13. Son olarak korkutan, çok üşendiren, ama bir o kadar da sihirli sözcükle bitirelim: Spor.




İşten çıkar çıkmaz eve gidip hareketsiz bir şekilde tv'nin karşısına çökmek yerine, bir kere spor disiplini kazandığınızda kesinlikle üşenmeyecek, aksine çok daha zinde ve enerjik hissedeceksiniz; ve dahi eksikliğini hissedeceksiniz; bilen biliyordur.

Özetle tüm gün iş yerinde bütün enerjinizi tükettiğinizi sanıyorsanız bir kez daha düşünün.




Biraz doğru duruş, biraz hareket, biraz güzel beslenme ve spor disipliniyle inanın o mesailer çok daha az ıstırap olacak.

Kaynak: Onedio

× Bilgi! Orjinal yazıyı görmek ve yorum yapabilmek için detaylar butonunu tıklayarak Forum Sayfamıza geçebilirsiniz.
Detaylar Go Ana Sayfa