Yapay zekâ yatırımlarının trilyon dolarlık bir yarışa dönüştüğü bir dönemde, Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz’den dikkat çeken bir uyarı geldi. Stiglitz, yapay zekânın üretkenliği artırma potansiyelinin yüksek olduğunu ancak ortaya çıkacak ekonomik kazancın toplumun geneline yayılmasının garanti olmadığını belirtti. Teknolojinin kontrolü az sayıda büyük şirket ve yatırımcının elinde kalırsa, yeni dönemin daha yüksek refah yerine daha derin bir gelir ve servet eşitsizliği yaratabileceği uyarısında bulundu.

Stiglitz’in 12 Eylül’de yayımlanan değerlendirmesi, ekonomistin yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı genişlemeyi daha önce “balon” olarak nitelendirdiği açıklamalarının ardından geldi.

Kâr beklentisinin iki kritik şartı

Stiglitz’e göre yapay zekâ yatırımlarının bugünkü yüksek değerlemeleri ve harcama temposu iki temel beklenti üzerine kurulu. Birincisi, yapay zekâ teknolojilerinin şirketlerin beklediği ölçüde üretkenlik ve gelir artışı yaratması. İkincisi ise sektörde rekabetin sınırlı kalması ve şirketlerin yüksek kâr marjlarını koruyabilmesi.

Ancak teknolojiler başarılı olsa bile çok sayıda şirketin benzer ürünler geliştirmesi rekabeti artırabilir. Böyle bir durumda teknoloji kullanılmaya devam ederken şirketlerin beklediği olağanüstü kârların gerçekleşmemesi mümkün. Stiglitz bu nedenle mevcut yatırım dalgasını yalnızca teknoloji başarısına değil, gelecekteki piyasa yapısına da bağlı bir finansal risk olarak değerlendiriyor.

Balon patlarsa yatırımcı kadar ekonomi de etkilenebilir

Veri merkezleri, gelişmiş işlemciler, enerji altyapısı ve yapay zekâ modelleri için yapılan dev yatırımların geri dönüşü, şirketlerin ilerleyen yıllarda bu altyapıdan ne kadar gelir yaratabileceğine bağlı olacak. Yapay zekâ harcamaları son dönemde ABD ekonomisindeki yatırım büyümesinin önemli unsurlarından biri haline geldi; veri merkezi inşaatları, çip talebi ve enerji yatırımları aynı anda birçok sektörü destekliyor.

Stiglitz’e göre bu yapı kısa vadede büyümeye katkı sağlasa da, yatırımlar beklenen getiriyi yaratmazsa ters yönde çalışabilir. Kapasitenin gereğinden fazla büyütüldüğünün ortaya çıkması halinde yeni projelerin ertelenmesi, teknoloji yatırımlarının azalması ve bazı varlıkların değer kaybetmesi gündeme gelebilir. Etki önce teknoloji şirketleri ve yatırımcılarda görülse de ikinci aşamada inşaat, enerji, yarı iletken ve finans sektörlerine yayılabilecek bir yatırım yavaşlaması oluşabilir.

Verimlilik artarken iş kaybı büyüyebilir

Uyarının dikkat çekici tarafı, muhtemel bir yatırım düzeltmesinin yapay zekânın iş gücü üzerindeki baskısının arttığı dönemle aynı zamana denk gelebilecek olması. Teknoloji birçok işi daha verimli hale getirerek üretimi artırabilir; ancak aynı verimlilik artışı şirketlerin aynı üretimi daha az çalışanla gerçekleştirmesine de yol açabilir. Yeni sektörler yeterince hızlı iş yaratmazsa, verimlilik artışı ücretler ve istihdam üzerinde baskı oluşturabilir.

Bu durumda yapay zekâdan elde edilen kazançların önemli bölümü teknolojinin sahipleri ve büyük sermaye gruplarında toplanırken, iş gücünün bir bölümü gelir kaybıyla karşılaşabilir. Stiglitz’e göre doğru politika oluşturulmazsa yapay zekâ ekonomisi, birkaç büyük şirketin ve çok küçük bir sermaye grubunun son derece büyük servet biriktirdiği iki katmanlı bir yapıya dönüşebilir.

Rekabet, denetim ve servetin paylaşımı

Ekonomist, yapay zekâ ekonomisinin toplumun tamamına fayda sağlaması için üç alanı öne çıkarıyor: büyük teknoloji şirketlerinin piyasa gücünün sınırlandırılması, yapay zekâ kullanımında hesap verebilirliğin artırılması ve teknolojiden doğan servetin kamu hizmetleri ile sosyal politikalar üzerinden daha geniş kesimlere aktarılması. Dev teknoloji şirketlerinin büyüyen finansal gücü, düzenleme, vergilendirme ve rekabet politikaları tartışmalarını da daha önemli hale getiriyor.

Piyasaların asıl testi gelir tarafında olacak

Önümüzdeki dönemde tartışmanın teknoloji kapasitesinden çok ekonomik geri dönüş üzerine yoğunlaşması bekleniyor. Şirketlerin milyarlarca dolarlık veri merkezi ve işlemci yatırımı yapabilmesi, tek başına bu harcamaların sürdürülebilir olduğu anlamına gelmiyor. Asıl soru, yapay zekâ ürünlerinin şirketlere bu yatırımları karşılayacak ölçüde yeni gelir ve kâr sağlayıp sağlayamayacağı. Rekabet fiyatları aşağı çeker, altyapı maliyetleri yüksek kalır veya müşterilerin ödeme isteği beklentilerin altında kalırsa, bugün hızla büyüyen yapay zekâ yatırım zincirinin finansal dengesi değişebilir. Stiglitz’in uyarısı tam olarak bu noktaya işaret ediyor: teknolojinin başarılı olması, bugünkü bütün yatırımların ve değerlemelerin aynı ölçüde başarılı olacağı anlamına gelmiyor.

Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar

Giriş yap

Kayıt ol

Şifre sıfırla

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin, e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmanızı sağlayacak bir bağlantı alacaksınız.