Afrika’nın enerji dönüşümü, ABD ile Çin arasındaki küresel rekabetin yeni cephesi haline geldi. Yönetim Danışmanı Barış Sazak’ın analizine göre, iki süper gücün enerji stratejileri kıtada keskin bir kutuplaşma yaratıyor: Washington konvansiyonel enerjiyi bırakmazken, Pekin “elektro-devlet” temelli bir kalkınma modeli ihraç ediyor.
Trump yönetiminin enerji politikası, dönüşümü hızlandırmaktan çok ABD’yi küresel enerji tedarikçisi ve enerji güvenliğinin belirleyici aktörlerinden biri haline getirme stratejisi olarak okunuyor. Washington özellikle LNG ihracatına yüklenirken, yapay zekâ ve veri merkezlerinin yaratacağı devasa elektrik talebini karşılamak için nükleer kapasitenin küçük modüler reaktörlerle artırılmasını destekliyor. Çin ise güneş enerjisi, batarya, elektrikli araçlar ve kritik mineraller üzerinden yeni enerji ekonomisinin tedarik zincirlerini kontrol etmeye çalışıyor.
Analize göre günümüzün küresel enerji rekabeti artık yalnızca fosil yakıtlarla yenilenebilirler arasındaki bir mücadele değil; enerjiyi üreten teknolojiler, kritik hammaddeler ve bu enerjiyi kullanacak yeni sanayi üzerindeki hâkimiyet kavgası olarak tanımlanıyor. Bu rekabetin en görünür sahası ise Afrika. Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonuyla başlayan savaş, petrol piyasalarının yanı sıra Afrika’nın enerji tercihlerini de kalıcı biçimde değiştirdi. Ukrayna savaşının ardından bazı ülkelerde dizel faturalarının yüzde 30’un üzerinde yükselmesi kıtanın ekonomik kırılganlığını artırmıştı; Hürmüz krizi bu tabloyu yeniden gündeme getirdi.
Rakamlar dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor: Güneş paneli maliyetleri 2010’dan bu yana yaklaşık yüzde 90, batarya maliyeti ise yüzde 93 geriledi. Buna rağmen Afrika’da Avrupa’nın toplam nüfusundan daha kalabalık bir kitle hâlâ elektriğe erişemiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre kıta 2024’te 110 milyar dolarlık enerji yatırımı çekti; bunun yaklaşık 40 milyar doları temiz enerjiye ayrıldı ve bu pay 2020’dekinin neredeyse iki katına denk geliyor.
Çin’in kıtadaki ağırlığı dikkat çekiyor: Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında 2000-2023 arasında Afrika hükümetlerine aktarılan kredi hacmi 182 milyar doları buldu. Afrika’nın güneş paneli ithalatı 2024-2025 arasında yüzde 60 artarken, elektrikli araç satışları 2024’te bir önceki yıla göre iki katından fazla artarak 11 bine yaklaştı. Washington’un bu tabloya cevabı ise büyük ölçüde teoride kaldı; ABD’nin ısrar ettiği fosil yakıt yatırımları, uzun vadede talep zayıflığı ve fiyat oynaklığı riskleri taşıyor.
Analiz, Türk özel sektörü için fırsat penceresinin hâlâ açık olduğunu vurguluyor. Kıtada Karadeniz, Aksa ve Çalık gibi başarılı Türk yatırımcıları bulunsa da kurumsal kapasite sınırlı. Kıtanın asıl darboğazı kaynak potansiyeli değil; finansman, iletim altyapısı ve yeni güç kaynaklarını şebekeye entegre edecek kurumsal kapasite. Dışarıdan gelen sermayeyi yerel üretim kapasitesine dönüştürebilen hükümetler, elektrik krizini çözmenin yanında sanayileşme için de zemin tesis edecek. Türk firmalarının risk iştahını artırarak kıtadaki iş geliştirme faaliyetlerine yatırım yapması gerektiği belirtiliyor.
Yazar: Barış Sazak / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments