Küresel petrol piyasasında güç dengesinin değiştiğine yönelik dikkat çekici bir çıkış geldi. Rus enerji devi Rosneft’in CEO’su Igor Sechin, Çin’in artık petrol fiyatları ve küresel enerji akışı üzerinde OPEC’ten daha fazla etkili olduğunu savundu. Bu değerlendirme, Çin’in 2026’da ham petrol ithalatını günlük yaklaşık 5,5 milyon varil azaltmasına rağmen piyasanın merkezindeki konumunu korumasına dayanıyor.
Sechin’in çıkışı, petrol piyasasında uzun süredir kabul gören üretim merkezli bakışın artık tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Piyasa artık OPEC’in ne kadar petrol üreteceği kadar Çin’in ne kadar petrol alacağına da bakıyor. Çin’in ithalat freni ve rezerv gücü, yeni dengenin iki temel belirleyicisi olarak öne çıkıyor.
Pekin’in 2026’da ithalatını günlük 5,5 milyon varil azaltması, birçok OPEC üyesinin toplam üretimini aşan büyüklükte bir değişim yarattı. Çin’in etkisini güçlendiren tek unsur ithalat büyüklüğü değil: Piyasa tahminleri, ülkenin 1 milyar ile 1,7 milyar varil arasında stratejik ham petrol stoğu tutabildiğine işaret ediyor. Bu kapasite, Pekin’e fiyatların düşük olduğu dönemde stok artırma, yükseliş dönemlerinde ise ithalatı kısarak talep baskısını sınırlama esnekliği sağlıyor.
Sechin, OPEC’in küresel enerji piyasasındaki etkisinin önceki yıllara göre zayıfladığını savunuyor. OPEC+ hâlâ küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını kontrol etse de fiyatlar artık yalnızca arz kararlarına göre hareket etmiyor. Savaşlar, tanker trafiğindeki kesintiler, yaptırımlar ve büyük tüketicilerin alım iştahı fiyatlamada daha belirgin hale geliyor.
Çin’de petrol talebini aşağı çeken en önemli başlık ise enerji dönüşümü oldu. 2026’nın ikinci çeyreğinde ülkedeki petrol tüketimi yıllık bazda yaklaşık yüzde 9 geriledi. Elektrikli kamyon kullanımındaki hızlı artış ve elektrikli araçların ilk yarıda milyonlarca ton petrol tüketimini ikame etmesi, düşüşün yalnızca geçici olmadığını gösteriyor. Buna karşılık Sinopec’in Rusya’dan alımları artırması, Pekin’in tedarik kaynaklarını fiyat avantajına göre yeniden şekillendirdiğine işaret ediyor.
Brent petrol 95 dolar civarında seyrederken son haftadaki yükselişin önemli bölümü arz endişeleri ve jeopolitik risklerden beslendi. ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğine yönelik riskler ve Rus enerji altyapısına dönük baskılar fiyatları yukarı taşıyan ana unsurlar arasında yer alıyor.
Sechin’in “OPEC değil Çin belirliyor” çıkışı tartışmalı olsa da mevcut tablo, petrol piyasasında büyük tüketicilerin rolünün belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarında yön arayan piyasalar, yalnızca üretici bloklara değil Pekin’in talep sinyallerine de daha fazla odaklanacak.
Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi



Comments