Küresel ekonominin en büyük ülkeleri, artan borç yükü, ticaret dengesizlikleri ve yüksek enflasyona çözüm aramak üzere ABD’nin Asheville kentinde bir araya geldi. Ancak G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı, ortak bir çizgi oluşturulamadan sona erdi. Toplantı salonundaki anlaşmazlığın yanı sıra finans piyasalarında da baskı büyüdü: Yükselen petrol fiyatları, inatçı enflasyon ve kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler tahvil satışlarını hızlandırdı.

Toplantıdaki en büyük anlaşmazlık küresel ticaret dengesizlikleri konusunda yaşandı. ABD, piyasa koşullarına dayanmayan ekonomi politikalarının ve sürekli büyüyen ucuz ihracatın diğer ülkelerde üretim ve istihdam üzerinde baskı oluşturduğunu savundu. Bu yaklaşım doğrudan Çin’i hedef alırken, G20’nin diğer 19 üyesi hazırlanan metne destek verdi. Pekin yönetimi ise dış ticaret fazlası ve ihracata dayalı büyüme modeline yönelik ifadeleri kabul etmedi. Çin’in itirazı nedeniyle tam mutabakat sağlanamayınca, geleneksel ortak bildiri yerine dönem başkanı ABD tarafından hazırlanan başkanlık açıklaması yayımlandı.

Toplantının ikinci önemli tartışma başlığı Rusya’nın katılımı oldu. Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov’un ABD ev sahipliğindeki toplantıya katılması, özellikle Ukrayna’yı destekleyen bazı Avrupa ülkelerinde rahatsızlık yarattı. Washington ise Rusya’nın toplantıda bulunmasının G20 çalışmalarını sekteye uğratmadığını savundu; ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Rus temsilcilerle diyaloğun uluslararası ekonomik meselelerin görüşülmesi açısından gerekli olduğu mesajını verdi.

G20 masasındaki anlaşmazlık sürerken küresel tahvil piyasasında satışlar hızlandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,8 seviyesinin üzerine çıkarak yaklaşık üç yılın en yüksek bölgesine yaklaştı. Satış yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı: Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3’ün üzerine çıkarak 1990’ların ortasından bu yana görülmeyen seviyelere ulaştı, Avustralya ve Avrupa tahvil piyasalarında da faizler yukarı yöneldi.

Tahvil piyasasındaki hareketin merkezinde büyük ekonomilerin hızla büyüyen borç yükü bulunuyor. ABD federal borcu 40 trilyon dolar sınırını aşarken, yüksek bütçe açıklarının önümüzdeki yıllarda daha fazla tahvil ihracı gerektireceği beklentisi yatırımcıların daha yüksek faiz talep etmesine yol açıyor. Benzer mali baskılar Japonya, Fransa ve İngiltere’de de yakından izleniyor. Uluslararası Para Fonu da toplantının ardından mali baskıların uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı çektiğine dikkat çekti.

Tahvil satışlarını hızlandıran bir diğer unsur enerji fiyatları oldu. Orta Doğu’daki çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle Brent petrolün 95 dolar çevresine yükselmesi, küresel enflasyonun yeniden güçlenebileceği endişesini artırdı. Yüksek petrol fiyatları, merkez bankalarının faiz indirimine gitmesini zorlaştırabileceği gibi bazı ülkelerde yeni faiz artışlarının gündeme gelmesine de neden olabilir.

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının seyri, merkez bankalarının faiz kararları ve hükümetlerin bütçe politikaları tahvil piyasasının yönü açısından belirleyici olacak. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 5 seviyesi ise piyasanın yakından izlediği yeni psikolojik sınır haline geliyor.

Yazar: Murat Ali Oral / Kaynak: Dünya Gazetesi

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar

Etkinlik

Vitray Atölyesi

Vitray sanatının zamansız güzelliği ve yaratıcı ışık oyunları ile tanışmaya hazır mısınız? Bu eşsiz yolculukta, Avrupa ve Afrika’dan Türkiye topraklarına

Devamı

Giriş yap

Kayıt ol

Şifre sıfırla

Lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin, e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmanızı sağlayacak bir bağlantı alacaksınız.